Il Decameron (1971)

Büyük usta Pier Paolo Pasolini, Giovanni Boccaccio’nun kitabından sekiz öyküye yer verdiği Dekameron’da, neşe ve kalabalıkla dolu düşsel bir dünya ile birçok önemli toplumsal olaya şahit olmuş yüzyılımız ve ortaçağ arasındaki ilgi çekici bağa dikkatlerimizi çekiyor.

1971 yılında Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ile ödüllendirilen film, yönetmenin Yaşam Üçlemesi diye nitelendirdiği serinin ilk filmi…

Yönetmenliğini Pier Paolo Pasolini’nin yapmış olduğu Il Decameron (Dekameron) yönetmenin Yaşam Üçlemesi olarak adlandırdığı serinin ilk filmidir.

Giovanni Boccaccio’nin sekiz öyküsüne yer verilen filmde kalabalıkla ve neşe ile dolu düşsel bir dünya ile birçok önemli toplumsal olayala karşılamış olan yüzyılımız ve ortaçağ arasındaki ilgi çekici bağa dikkatlerimizi çekmekte.

Tür : Komedi / Dram / Romantik
Yönetmen : Pier Paolo Pasolini
Senaryo : Pier Paolo Pasolini , Giovanni Boccaccio (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : Tonino Delli Colli
Müzik : Ennio Morricone
Yapım : 1971, İtalya / Fransa / Almanya , 112 dk.

Oyuncular
Franco Citti (Ciappelletto) , Ninetto Davoli , Jovan Jovanovic (Rustico) , Vincenzo Amato , Angela Luce (Peronella) , Giuseppe Zigaina (Rahip) , Pier Paolo Pasolini (Allievo di Giotto)

Nedir Dekameron?
-Alıntı Wikipedia-

Decameron, Giovanni Boccaccio tarafından yazılmıştır.

1348′de Avrupa’da büyük bir veba salgını olur. Salgın boyunca tanık olduğu olaylarla etkilenen Boccacio, 1348′de başlayıp, 1351′de bitirdiği DECAMERON da salgın günlerinin Floransasını ele alır.

10 gün boyunca anlatılan 100 öyküden oluşur. Günde 10 öykü anlatılır. Her günü bir kral ya da kraliçe yönetir. Bunlar veba salgınından kaçmak için toplanan yedi genç kadınla(Pampinea, Filomena, Lauretta, Emilia, Ellisa, Fieametta ve Neifile) üç erkektir(Panfilo, Filostrato, Dioneo).

Bu gençler, gönüllerince yaşayarak gülüp eğlenmek, aklın sınırları dışına taşmayan zevkler tadabilmek amacıyla önce Fiesole dolaylarında bir evde, sonra bir şatoda konaklar. Her gün Cumartesi ve Pazar dışında, öğleden sonra bir öykü anlatır. Öykünün konusunu, o gün kim kral ya da kraliçe olduysa o belirler. Birinci ve dokuzuncu günde ise herkes dilediği öyküyü anlatır. Böylece yüz öykü anlatılmış olur.

Mutluluklar, kadın erkek ilişkileri, gönül yaraları, yerinde verilen yanıtlar, çıkar peşinde koşan din adamları öykülerin başlıca konularını oluşturur.